

‘Toplum olarak artık daha bilinçli olmamız gerekiyor. Özellikle sosyal medya üzerinden yayılan iftira, yalan ve manipülasyonlara kolayca kapılmamalıyız. Bir insan hakkında ortaya atılan her iddiayı sorgusuz sualsiz kabul etmek, hem o kişiye hem de toplumsal güven duygusuna ciddi zarar verir.
Unutmamamız gerekir ki; herkesin hayatında hataları, yanlış anlaşılmaları veya dışarıdan kolayca çarpıtılabilecek anları olabilir. Bu nedenle birini yargılamadan önce doğruları araştırmalı, gerçekleri öğrenmeli, belgeler ve kanıtlar ışığında hareket etmeliyiz.
Ne yazık ki çoğu zaman insanlar, bir spor taraftarı gibi davranıp olayları sorgulamak yerine “holigan” bir tavırla küfürler, hakaretler ve linç kültürüyle hareket edebiliyor. Oysa düşünmemiz gereken çok basit bir şey var: “Bir gün aynı şey bizim başımıza gelseydi ne hissederdik?” Empati kurmadan, sadece kalabalığa uyarak başkalarının hayatını mahvetmek, geri dönüşü olmayan yaralar açabilir.
Argo bir tabirle; “Bok at, izi kalsın” anlayışı doğru değildir. Bir insana atılan iftira, zamanla gerçeği ortaya çıksa bile, o kişide ve ailesinde bıraktığı izler kolay kolay silinmez. Bu yüzden dilimizi, tavrımızı ve tepkilerimizi daha sorumlu kullanmalıyız.
Toplum olarak hem bireysel hem de toplumsal sorumluluk bilincimizi geliştirmeliyiz. Doğru bilgiye ulaşmadan, olayların arka planını öğrenmeden, sadece gördüğümüz birkaç paylaşım ya da duyduğumuz birkaç cümleyle insanları yargılamak, geleceğimizi de kirletir.
Benim dileğim, hepimizin daha sağduyulu, daha vicdanlı ve daha adaletli davranmasıdır. Çünkü sosyal medya linçleri gelip geçer ama insanların kalbinde ve zihninde bıraktığı izler kalıcıdır.
Teşekkürler.’
Kaynak: Onedio